• Kızılırmak Mah. Ufuk Üniversitesi Cad. The Paragon Tower Kat 3 No 18 Çukurambar \ Ankara
  • info@guvengorkem.com

Metabolik Sedrom

Metabolik Sedrom

Metabolik Sedrom

Obezite ve beraberinde getirdiği sağlık sorunları toplum ve birey sağlığını ciddi şekilde bozmaktadır. Özellikle vücut kitle indeksi 35 üzeri kişilerde tedavide obezite cerrahisi için uygun oldukları konusunda bilgilendirilmeleri gerekmektedir. Ayrıca vücut kitle indeksi 30-35 arası metabolik sendrom kriterlerine sahip olan kişilerde obezite cerrahisi için uygundurlar. Obezite ve metabolik sendrom tedavisinde en etkin tedavi yöntemi cerrahi tedavilerdir.
Her biri sağlığı tehdit eden aşağıdaki 5 durumdan en az 3 tanesinin bir arada bulunması metabolik sendrom olarak adlandırmaktadır.
1-Artmış bel çevresi: Göbek üzerinden ölçülen bel çevresinin erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm’den fazla olması metabolik sendromun ölçütlerinden birisidir. Kalp ve damar hastalıkları açısından göbek etrafında birikmiş yağlar vücudun başka yerlerinde birikmiş olanlara göre daha tehlikelidir.
2-Yüksek trigliserit düzeyi: Kandaki trigliserit (serbest kan yağları) düzeyinin 150 mg/dl’ den yüksek olması (veya trigliserit düşüren ilaç kullanıyor olmak) metabolik sendromu belirtisidir. Trigliserit yüksekliği damar sertliği ve şeker hastalığı riskini artırır.
3-Düşük HDL düzeyi: HDL kolesterol “iyi huylu kolesterol” olarak bilinen bir kolesterol çeşididir ve damar sertliğine karşı koruyucu özelliği vardır. HDL kolesterol düzeyinin kadınlarda 50, erkeklerde 40 mg/dl’ nin altında olması metabolik sendrom belirtisidir.
4-Yüksek kan basıncı: Kan basıncının 135 / 90 mmHg’ dan yüksek olması (veya tansiyon düşürücü ilaç kullanıyor olmak) metabolik sendromu belirtisidir.
5-Bozulmuş açlık kan şekeri: Açlık kan şekerinin 100-125 mg/ dl arasında olması (açlık kan şekerinin 126 mg/dl ve üzerinde olması şeker (diyabet) hastalığı demektir).
Metabolik sendrom ve insülin direnci arasında oldukça yakın bir ilişki vardır. İnsülin direnci, kalp sağlığını tehdit eden ve tedavi edilmesi gereken benzer bir sağlık sorunudur.

Metabolik sendrom hangi hastalıkların riskini artırır?

Metabolik sendrom kalp damar hastalıkları ve şeker hastalığı riskini artırır. Söz konusu kalp damar hastalıkları; kalp krizi, kalp yetersizliği, aritmiler (ritim bozuklukları), ani ölüm ve felçtir (inme).
Metabolik sendromu olanlarda kalp hastalığı gelişme riski, olmayanlara göre 2 kat, şeker hastalığı gelişme riski 5 kat daha fazladır.

Metabolik sendromunuz olduğunu nasıl anlarsınız?
Metabolik sendromun belirtisi yoktur ve herhangi bir yakınmaya neden olmaz. Çoğu zaman artmış vücut ağırlığı ilk göze çarpan işarettir. Ancak obez olmayanlarda hatta kilo fazlası bulunmayanlarda bile metabolik sendrom olabilir. Sadece bel çevresinin belirli bir ölçüden geniş olması (santral obezite) metabolik sendrom yatkınlığını artıran en yaygın bulgudur.
Bunun dışında kan basıncı yüksekliği (hipertansiyon), trigliserit (serbest kan yağları) yüksekliği, iyi huylu (HDL) kolesterol düşüklüğü veya hafifçe yüksek kan şekeri düzeyi ancak muayene veya tıbbi tetkiklerle anlaşılabilir.
Bu yüzden vücut kilonuza ve bel çevrenize dikkat etmeniz en pratik ve yararlı davranıştır. Ayrıca hipertansiyon belirti veren bir hastalık olmadığından düzenli olarak kan basıncınızı ölçmeniz veya ölçtürmenizde yarar vardır.
Metabolik sendrom riski kimlerde yüksektir?
Metabolik sendrom fazla kilolu olan, az hareket eden, sağlıksız beslenen kişilerde daha sıktır. Ayrıca ailesinde şeker hastalığı ve yüksek tansiyon öyküsü olanlarda metabolik sendrom riski daha fazladır.
Ülkemizde yapılan çalışmalar toplumumuzun giderek şişmanladığını; santral obezitenin ve metabolik sendrom riskinin özellikle genç-orta yaş kadınlarda hızla arttığını ortaya koymaktadır. Ülkemizde erkeklerin %30’unda, kadınların ise %45’inde metabolik sendrom vardır.

Metabolik sendrom nasıl tedavi edilir?
Metabolik sendromu oluşturan kriterlerin ortadan kaldırılması için tedavi planlaması yapılmalıdır. Öncelikli olan fazla kilolardan kurtulunması ve sağlıklı aktif yaşam alışkanlıklarının oluşturulmasıdır. Diyet denemelerinde başarısız olan ve kriterleri sağlayan kişiler için cerrahi tedavi seçeneklerinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Obezite cerrahisi sadece kilo verdirmemekte aynı zamanda metabolik sendrom kriterlerinin de iyileştirilmesini sağlamaktadır.