• Kızılırmak Mah. Ufuk Üniversitesi Cad. The Paragon Tower Kat 3 No 18 Çukurambar \ Ankara
  • info@guvengorkem.com

Reflü Ameliyatı

Reflü Ameliyatı

Reflü Ameliyatı

Reflü mide içeriğinin yemek borusuna kaçması olarak tanımlanır. Normal insanlarda da gün içinde fizyolojik yani beklenilen düzeyde reflü oluşabilmektedir. Ama bu kaçışın beklenenden daha sık olması ve kişinin hayat kalitesini etkilediği durumlarda reflü hastalığı varlığından şüphelenilir. Kişinin haftada ikiden fazla reflü şikayetleri oluyorsa patolojik bir durum açısından endoskopi ile değerlendirilmesi gerekmektedir. Eğer yemek borusunda hasar oluşmuşsa buna reflü özofajit, endoskopide hasar görülmezse noneroziv reflü hastalığı tanısı konulur.
Reflü Belirtileri Nelerdir?
En sık belirtisi midede yanma, ekşime, ağza acı ekşi su gelmesi şikayetleri oluşturmasıdır. Bunu haricinde göğüs boşluğunda yanma, ses kısıklığı, yutkunurken takılma hissi gibi şikayetler de reflü belirtisi olabilir. Tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları, ağız-diş sağlığında yaşanan sorunlar, pnömoni gibi durumlar araştırılırken reflü hastalığı mutlaka akılda tutulmalıdır.
Reflü Tanısı Nasıl Konulur?
Reflü tanısı için ilk yapılması gereken tetkik endoskopik değerlendirmedir. Endoskopi ile mide kapakçığında gevşeklik veya fıtık olup olmadığı değerlendirilir. Ayrıca reflünün yemek borusunda oluşturabileceği hasar durumu değerlendirilmiş olur. Eğer endoskopi ile bulgu yok ama hastada reflü şikayetleri varsa yemek borusu alt ucuna yerleştirilecek bir cihaz yardımı ile 24 saat pH ölçümü gerekebilir. Yine yemek borusunun gıdaları itme kuvvetinin değerlendirildiği özefagal monometri değerlendirilmesi ileri tetkik olarak yapılabilir.

Reflü Tedavileri Nelerdir?
Reflü kronik bir hastalıktır. Tedavide ameç kişinin hayat kalitesinin arttırılması ve kontrolsüz reflünün oluşturabileceği ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilebilmesidir. Öncelikli yapılması gerekenler diyet ve hayat tarzı değişiklikleridir. Bu değişikliklere rağmen şikayetleri gerilemeyen hastalarda medikal tedavi önerilmektedir. Günümüzde reflü tedavisinde kullanılan oldukça kuvvetli asit düşürücü ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar ile hastalar uzun süre şikayetsiz tedavi edilebilmektedir. Ama bazı durumlarda cerrahi tedaviye ihtiyaç duyulabilmektedir. Cerrahi yöntem dışında endoskopik tedavi yöntemleri de mevcuttur. Fakat bu yöntemlerin başarısı cerrahi tedavilere göre düşüktür.
Reflü Ameliyatını Kimler Olabilir?
Günümüzde medikal tedavinin başarısına rağmen bazı hasta guruplarında cerrahi tedavi alternatifleri değerlendirilmelidir. Cerrahi tedavi seçeneklerinin gündeme alınması gereken durumları sıralamak gerekirse;
Tıbbi tedavinin başarılı olmadığı (8-12 haftalık ilaç tedavisi ile bir dizi diyet ve sosyal yaşam önerisi ile sonuç alınamayan vakalar),
Endoskopide ile ileri özafajit varlığı ve büyük mide fıtığı olan hastalar
Ömür boyu ilaç kullanmak istemeyen genç hastalar
İlaç tedavisinden sonra da şikayetleri devam eden hastalar
Tedavilere rağmen, kronik öksürük, ses kısıklığı, astım ve kronik boğaz ağrısı şikayetleri geçmeyen hastalar
Yemek borusunda hücresel değişime varan değişiklikler görülmesi (Barrett Ösofagus)

Reflü tedavisinde en etkili yöntem cerrahi tedavidir. En sık olarak laparoskopik cerrahi tercih edilir. Genelde tercih edilen yöntem laparoskopik fundoplikasyonudur.
Laparoskopik Reflü Ameliyatı (Laparoskopik Fundoplikasyon) Nasıl Yapılır?
Bu yöntemde karın içine laparoskopik yöntemle girilir. Mide ile yemek borusu bileşim yeri cerrahi olarak incelenir ve hiatal herni dediğimiz mide fıtığı bulgusu varsa öncelikle bu kısım dikişlerle onarılır. Oldukça geniş mide fıtığı varlığında bu bölgeye yama konulması gerekebilir. Daha sonra midenin fundus dediğimiz üst kısmı serbestlenerek yemek borusu çevresine 270 veya 360 derece döndürülerek tespit edilir. Oluşturulan sargılı kısım mide ile yemek borusu arasında kapak görevi görerek reflü için yeni bir bariyer oluşturur.
Reflü Ameliyatı Sonrası Süreç Nasıldır?
Laparoskopik yöntemle ciltte açılan küçük kesiler yardımı ile gerçekleştirilen ameliyat sonrası ilk 2-4 saat harici yoğun bir ağrı hissedilmez. Ameliyatın ertesi günü itibarı ile yumuşak gıdalar ile beslenmeye başlanır. Onarım bölgesindeki dikişlerin iyileşmesi için ilk 2-3 hafta katı yiyeceklerden kaçınılması istenir. Yeni oluşturulan kapakçık sistemine bağlı gaz şişkinliği ilk 3-6 aylık dönemde her hastada olmamakla birlikte görülebilir. Uzun dönemde karın içi basıncı arttırabilecek ağır kaldırma, yoğun kabızlık gibi durumlardan kaçınılması önerilir.